31 Aralık 2008 Çarşamba

Yeni Yıla Saatler Kala

Evet.. Sonunda bu da oldu.. Kırosal ekonomik keriz herkesi etkiledi. Dünyaya gözlerimi açtığımdan beri kullandığım ama pek inanmadığım burcum değişmiş. Nasıl oluyo bu böyle bende anlamış değilim. Sanırım Almanlar ortalığı karıştırmak için yapıyolar bunları. :S Burçlar değişmiş, banane! Biz gelelim asıl meseleye. Teyyarecim beni mimlemiş. Bery Blog'unu ilk mimleyen kişi olarak tarihe geçti bilmem farkında mı? Mim konusuda "en sevdiğiniz mekanlar". Benimde bu konu hakkında bi post atmam rica edilmiş. "Hay hay efenim" dedim bende...

Bilgisayarım ve masası: Hayatımın %50si bilgisayar karşısında geçiyor. Çalıştığım yerde bilgisayar başındayım sürekli. İşim bilgisayar, internet ve teknoloji ile ilgili.. Evimde de en iyi vakit geçirdiğim zımbırtı bu. Tv'ye karşı olan aşırı sevgimden dolayı onu hiç izlemiyorum. Yakında onu evin en güzel köşesine yerleştirip, ekranını patlatabilirim. Bi bahane ile evden atmış olurum ama olmuyor.

Eminönü sahili: Denize karşı bir ilgi var içimde anlatamam. Üniversite okuduğum şehirde deniz yoktu. İnanırmısın bilmem ama okulda 2 aydan fazla kalamazdım. Daralırdım böyle.. Deniz görmek isterdi gözlerim. Burnum deniz kokusuna hasret kalıyodu resmen.. Eminönü sahili biraz kalabalık biliyorum. Sakin bir yerde değilki.. Her gittiğimde bir balık ekmek yerim kendime gelir ve denizi seyrederim.

Üsküdar - Kız Kulesi'nin karşısı: Hayatımda en çok sevdiğim yerlerden birisidir. Sigarayı bırakmama rağmen elime bir miller alıp tam karşısında içerim. Oraya her gittiğimde bunu yapıyorum. Bu beni rahatlatıyor, kendime getiriyor. Merak etmeyin sarhoş olarak derecede içmiyorum. Zaten miller ne kadar sarhoş edebilir ki?

Gülhane Parkı: Doğayada bir ilgim var. Ağaçların, yeşilliğin, temiz havanın olduğu yerlerde huzurlu oluyorum sanırım. Sık sık giderim oraya ama kış olduğu için havalarda soğuk gidemiyorum pek...

Aşiyan: Aşiyan benim bulunduğum semtte genellikle arkadaşlarıma buluşmaya gittiğim sakin, sade güzel bir mekan. Genellikle buraya nargile içmek için giderim. Kısaca nargile cafe diyebilirsiniz burası için. Havuzlu felan mütevazi, güzel bir yer.

Şimdilik bu kadar yazayım. Diğer gittiğim yerleri yazmaya kalkarsam yazı baya uzun olur ve sizide bayar. Benim şuanda blogger.com da blogcu olarak tanıdığım pek kişi yok açıkcası. Bundan dolayı bende bu mimi blogumdaki ilk postuma yorum yazan rahat yazar ve kırmızılıya gönderiyorum.

***

Yeni yıla evde kös kös uturarak gireceğim kesin. Bu sabah 2 süper haber ile uyandım. Birincisi İzmirden çok sevdiğim en büyük amcam ve hanımı gelmiş. Sabahın erken saatlerinde evimize geldiler. Hatta amcam uyandırdı beni.. İkincisi ise kardeşim üniversite okuduğu Mersinden çıktı geldi bir anda habersiz olarak. Kahvaltıdaydım, çaldrdı telden. Aradım "Abi kapıyı açar mısın?" dedi. Kerataya bak gelmiş kapıyı açmamı istiyor. (:

Bu arada hepinize mutllu yıllar. Umarım bütün dilekleriniz gerçekleşir ve mükemmel bi 2009 senesi geçirirsiniz. Yazıdaki kitaplık resmide nerden çıktı diyebilirsiniz. Yazılanlar ile anlatılarla pek bir ilgisi yoktu ama artık bu cümleden sonra var. Nolurr 2009'da ki en iyi alışkanlığınız kitap okumak olsun! Umarım herkes bu alışkanlığı edinir. Resimide kalıcı bi iz bırakmak için koydum, umarım etkiler.

Teyyarenin blogunda görmüştüm. Buradan sevdiklerinize yeni yıl şeysi yapıp gönderebilirsiniz. Bence gayet güzel bişey..

30 Aralık 2008 Salı

Teknolojiden Nefret Ediyorum!


Teknoloji ile aram şu sıralar hiç iyi değil nedense? Bazen "Ulan bi dağ başında, hiç bilmediğimiz bir yerde tam bir köylü hayatı yaşasak?" diyorum kendi kendime. Bıkıyorum teknlojik sorunlardan. Bundan dolayı çıkıyor bu cümlerler ağzımdan.

İzmirde çocukluğum çam ağacından düşürek sanki ekmek sırasına geçen insanlar gibi tek tek peşi sıra dizilen tırtırlarla oynayarak geçti. Zamanında 100binlira veripde yemeye doyamadığımız meybuzlar geliyor aklıma. Aileme bisiklet aldırmak için inek gibi ders çalışırdım diyemicem çünkü pek ders çalışmazdım ama yinede derslerim süperdi. Okulda gelir gelmez önlüğümü çıkartıp ardından ekmek arası birşeyler yapıp sokağa çıktığım çok olmuştur. Sokakta akşama kadar futbol maçı yapardık. Kimisi Hami olurdu kimisi başka birşey. Yağmurlu havada gazoz kapağı oynardık hiç bıkmadan, yılmadan, sevinerek.. Dizerdik gazoz kapaklarını yere.. Ardından içine cam macunu koyduğumuz kavanoz kapağını atardık yerdeki gazoz kapaklarına.. Misket, taso oynardık. Mahallede de en fazla bizde olurdu. Ben ve erkek kardeşlerim misketlerimizin hepsini bir araya toplardık ve en fazla bizde olurdu. Toprakta oynardık, düşerdik, oramız buramız kadardı her zaman. Mahalle maçlarımızın tadları bir maşka olurdu.. Her zaman yenerdik maçlarda. Bir takım vardı, çok güçlüydüler.. Her defasından yenemez hep üzülerek geriye dönerdik.. Kardeşimle aynı takımda olamazdım hiçbir zaman. Her ne kadar kardeşte olsak maç sırasında hiç anlaşamaz hep didişirdik.

Sabah erkenden kalkar okula giderdim. Bazen güneşin doğuşu ile uyanırdım.. İzmire pek kar yağmaz. Bir ara sabah gözlerimi açtığımda kar görmüştüm her yerde... "Anne ben bugün okula gitmicem. Kar topu oynicam. Lütfen anne gitmim okula, nolurrr.." derdim ve ardından kartopunun keyfini çıkartırdım arkadaşlarımla. Her zaman kavga ettiğim ama hiçbir zaman ayrı kalamadığım ölümsüz dostlarım oldu ben çoçukken.. Şimdi ise hâlâ görüşürüm o dostlarım ile.. Hafta sonarı sabahtan akşama kadar oyun oynar bıkmazdık hiç.. Akşam olunca, sokağın başında babamı görür "Babam geliyor ben eve gidiyorum!" diyerek oyunu yarıda bırakır koşa koşa eve giderdim.. Baba korkusu ile büyüdüm. Bayramlar bizim en güzel zamanlarımızdı. Babam alırdı kardeşlerim ve beni yanına alışverişe giderdik hep beraber. Hepimize her bayramda yeni bir ayakkabı, yeni bir pantolon, yeni bir kazak vs alırdı. Baştan sona yep yeni elbiseler giyinirdik. Gece yatmadan önce bayram sabahı giyeceğimiz yeni elbiselerimizin hepsini bir araya toplar, düzenli bir şekilde başucumuza koyardık... Sabah oluncada hemn onları giyinirdik.. Elime bir şeker torbası gibi bir torba alarak şeker toplamaya giderdik. Hem şeker toplardık hemde bayramlaşırdık herkesle...

Şimdilerde o günleri çok özlüyorum, çok arıyorum... Küçük kardeşime acıyorum! İstanbul sokaklarında bina yığınları arasında çocukluğunu doyasıya yaşayamıyor. Ben bilgisayar ile 8. sınıfa giderken tanışmıştım o şuanda yaşına göre çok erken tanıştı... Biz oyun oynamak için sokağa çıkardık o ise "Abi bilgisayarda oyun oynayabilir miyim?" diye izin istiyor. Bu mu teknoloji... Çocukluğumu benden alıp götürüyorsa, kardeşimin yaşadığı çocukluğu iğrenç bir hale getiriyorsa, insanları daha çok tembelleştiriyorsa, kültürümüzün gidişatını değiştiriyorsa, gelenek ve göreneklerimizden bizleri saptırıyorsa(sayamadığım birçok şey) böyle teknoloji olmaz olsun.. Eski bayramları dahi yaşamayaz oldum ve olduk.. Küçük kardeşim dahi benim çocukluğumda yaşadığım gibi heyanlı bir bayram yaşayamıyor.. Büyükler dahi bunu söylüyor her zaman.. "Nerde o eski bayramlar, nerde o eski günler..."

***
Geçenlerde yaşadığım bir kaç olayıda ekliyeyim. Bir ara evdeyken mutfağa doğru yöneldim. Girdim mutfağa ve bardak arıyorum. Ne yaptım ettim bulamadım bardak felan.. Mutfaktaki anneme sordum.. "Anne nerde bardaklar? Ben bulamadım da?" "Oğlum makinada, yıkanıyorlar.. 30 dk ya biter makinanın işi.." Şimdi böyle bir durumda gelde sinirlenme. O yaşa gelmiş kadını dahi tembelleştiroy bu lanet teknoloji.. Aynı şekilde bir defada kaşık olayı oldu.. Akşam eve geldim yemek yicem. Mutfakta masada hazırladım herşeyimi kaşık arıyorum bu sefer... Aynı şekilde kaşık bulamadım.. O zamanda makinadaymış kaşıklar yıkanıyorlarmışş... Sıçim ben böyle işe ya.. O anda çok gerildim, sonra sakinleştim..

Aksina işimde internet, teknooji ve bilgisayar ile alakası olmasına rağman bazen gerçektende nefret ettiyor kendisinden teknolji...

29 Aralık 2008 Pazartesi

Ortalığı Karıştırdım Biraz


Evet arkadaşlar. Dediğim gibi batırdım ortalığı biraz ilk önce.. Ama sonra düzelttim. Günüm bitti bu yüzden. Çalışmadım zaten bugün, izinliydim.. Çalışmadım ama nerdeyse çalışmış kadar oldum.

Gördüğünüz gibi blogum artık yeni arayüzü ile yayınlanmaya devam ediyor. Tema çok güzel oldu. Sağolsun Hamdi'nin amcasınınoğlu yapmış, hazırlamış, uğraşmış... Hamdide paylaştı. Zaten gözüm vardı temada :Pp "ahhh çok güzel bi tema" diye iç çekiyodum ama artık benimde böle bir temam var. Temaya yeni geçtim çalışmalara devam ediyorum hâlâ. Bazen blogu çok salak bi şekilde görürseniz şaşırmayın. Eğer o halde görürseniz hayrına bi 112'yi arayında blogu acile yetiştirin.

Bugün çalışmadım dedim ya anam ağladı resmen. Sabah 9.30 da zar zor uyandım. Gecede geç saate kadar bilgisayarın başında çalıştım. Çünkü yapmam gereken işlerim vardı. Gece 4 gibi yatmıştım. Sabah ablam uyandırdı, kalkamadım. aradan biraz zaman geçti annem geldi bu sefer "oğlum kalk bankaya gitmicen mi sen? erkenden gitde işini hallet gel" dedi. Tabi iş yok ama kişisel işler çook. Dün gece bi akrabam çağırdı beni. Gittim, elime 2220ytl verdi ahahah. Öyle hayrına kimse kimseye para vermez. "Git bunu bankaya yatır. Madem yarın boşsun hallet bu işi" dedi. Bende eli mahkum gideyim dedim. Çünkü zamanı geçinde banka binmesin sonra karabalarımın tepesine. Sabah bankaya gittim. Parayı yatırdım. Ordan parayı yatırdığım kişinin kardeşinin dükkanına gittim. "Baksana şunlara bi. Yanlış yatırmadım dimi?" diye teyit ettirdim herşeyi. Lan o kadar para var. Şimdi yanlış yatırırsak göte geliriz. Sonra al başına belayı, uğraş dur sonra..

Dükkandan çıktım eczaneye gittim. Hasta birisinin ilaçlarını alcam alamıyorum. Lanet olası eczanelerin çoğunda ilacın birisi var birisi yok. Bende birisini aldım, diğerini almadım haliyle. Direk olarak eve gelmeden önce dedemlere gittim. Dedemlerde kahvaltı yaptım bi daha. Öğlene doğruydu. İşlerimi felan halletmiştim. İyi oldu, çay felan içtim. Dedemle muhabbet felan derken tam eve gidecektim ki aq muhtarlığa gittim yine. Tüm devlet dairelerini gezdim sanki.. Ordan çıktım eve geldim "kafa dinliyeyim biraz" diyordum ki bu tamayı Hamdi'nin paylaştığını gördüm.

Yerimde duramadım. Hemen aldım temayı kurmaya çalışıyorum, olmuyo.. Deli oldum.. Bide anlamıyom pek bu blogger denen meretten. Asıl işim bilgisayar ile alakalı ama blogger'da profesyonel değilim. Birde ben "şu konuda profesyonelim" diyemiyorsam anlamam demektir o işten. Bir şeyi öğrendim mi de tam öğrenirim.

Herneyse şimdi bu temayı kullanmaya başladık. Tema çok güzel oldu. Kendimce sağını solunu kurcalarım arada. En güzel yanlarından birisi istediğim şekilde tatlı bir tema bu, o yüzden sevdim bunu. Temanın orjinal halinde değilde ufak tefek değişik halini kullanacaksınız bu blogda. Kendi senaryonu uyguladım temada. Birde yeni değerlendirmeler, yeni vizyona girenler şeklinde yeni yayınlanan yorumlar ve yazıların gösterilme olayıda süper oldu. Vala ben beğendim.. Aslında adam akıllı bi yazı yazasım vardı ama bu defalık böyle olsun. Birde sizin düşünceleriniz alayım.

Sizce tema nasıl olmuş?

Değerlendirin len. Hadi bakem :P

Haa birde unutmadan bişe sölim.. Bloguma RSS abonelik şeysi koydum. i'm bery blog yazan yerin hemen sağındaki resime tıklayarak abonede olabilirsiniz. Bu yol ile de blogdaki yeni yazıları takip edebilirsiniz. Haydeee vatana millete hayırlı olsun..

Foto

28 Aralık 2008 Pazar

Güle Güle 2008


Yılbaşına son 4 gün kaldı. Yılbaşı için ne yapsam? nereye gitsem? kimlerle beraber olsam gibi bir planım ya da düşüncem şuanlık yok. Zaten adam akıllı bir yılbaşını geçen sene yaşadım. Hatta şimdiye kadar geçirdiğim en güzel yılbaşı geceiydi diyebilirim.

Sene 2007... 31 Aralık 2007. Üniversitedeyim o zamanlar. Sürekli böyle içki içen birisi değilim. Hatta üniversitede içmeye başladım. Yalan olmasın öyle yani. Sigara denilen meretede bazı nedenlerden dolayı başladım. Psikolojik bunalıma girmiştim resmen o zamanlar. Yılbaşı için ev arkadaşlarımla çok güzel bir plan yaptık. Normalde okul zamanına denk geliyodu. Ama 1 Ocak günü bildiğiniz gibi tatildi. Galiba tatildi ya emin değilim. Öyle bişeydi işte ya... Neyse.. Evde toplam 4 kişi kalıyoruz. Birisi ne sigara içer ne içki. "Kanka gel yılbaşında iç bari bizimle, yalnız bırakma bizi" dedik kabul etmedi illede içmicem dedi. Bizde 3 kişi içmeye karar verdik. Bizim evden 3 kişi, bir erkek arkadaş var birde benim ev arkadaşlarından birisinin sevgilisi var.. Biz böyle toplam 5 kişi içcez (:

Planlarımızı yaptık. Herşey hazır. O gecede okulda parti vardı. Umursayıpta partiyede gitmedik. "Evde kendimiz kendi partimizi yapcaz, eğlencez" dedik gitmedik partiye felan. Zaten güzelde olmamış (: Haberrini aldık sonradan. İçki içmeyen diğer ev arkadaşımda sevgilisi ile evde takılıyo öyle... Herneyse.. Biz 5 kişi 2 tane 70lik vodka bide 70 lik cin aldık. Ben vodkayı çok seviyorum. Biraz hiç içmem zaten. Bi defa içtim... Pişman oldum içtiğime, bir birayı zor bitirdim.. Biz saat daha 12 ye gelmeden içmeybaşladık. Vodkaların ikisinide vişne suyu ile karıştırdık. İçmeye başladık. İlk vodka bitti. 2.si ile devam etmeye başladık. Benim kada hemen allak bullak olmaya başlıyo zaten. Birinci vodka bittikten sonra içen grup arasında kafası en güzel olan bendim.

İkinci vodkayıda deviriyorduk. Yeni yıla girmiştik artık. Yeni yılar şarhoş girmiştim biraz. Açıkcası bok gibi bi sene geçirdim. Kesin yıla sarhoş girmemin bir etkisi vardır. İkinci vodkayı içtik bitti. Tam cini açtık içmeye başlicaz evin zili çaldı.(Bu arada PuCCa'nın günlüğündeki müziği dinliyorum. Çok hoşuam gitti :D) "Lan gecenin bu saatinde kim bu :S." "Sıçtılar keyfimizin içine" dedik ilk başta. Ama aksine neşemize neşe katan arkadaşlarımız geldi.4 kişi geldi onlar. Geldiler ama öyle böyle değil.. Çocuklar almışlar ellerine içkilerini öyle gelmişlr. Onlarda bizim gibi alem yapanlardan. 15 kişi toplamışlar paraları 500liraya yakın içki + meze parası vermişler donatmışlar her yani. İçmişler kusmuslar. İçemedikleri içkileride almış bize gelmişler. Bu arkadaşlarlada samimiyizdir. Fıçı bira, vodka, likör, viski getirdi onlarda. Aslında biz o kadarda aşırı derecede sarhoş olmazdık. Bi benim bünyem zayıf. İçtimki kafam oluyo bi milyon. Merak etmeyin öyle abazalaşmıyom ya da sağa sola saldırmıyorum. Aksine çok gülüyom. Yanımda içersen ve de biraz samimi isek (kendimi övmüyorum ama) gülmekten altına sıçarsın.O derece yani..

Bunlar içkileri getirdi. İsmini vermim sarhoş diyeyim ben bu arkadaşıma. İsmi sarhoş olsun. Bu sarhoş tam bir içki kolik. Hatta ilk biramı bunla içmiştim. Ne zaman içelim dersen de hemen evet der. İçkiyide su gibi içer. Bu geldi bizi adam akıllı bir sarhoş etti. Yerden bitme bi arkadaşımda bunların hepsini videoya almış. Nerden aklına geldiyse keratanın.. O gece çok içtik. Ben almışım cin şişesini kimseye vermiyorum. Dikiyorum kafaya.. Sarhoşun getirdiği vodkanın çoğunu ben içtim. Bu sonradan gelen arkadaşlarım pek içmedi. İbnelerin niyeti zaten bizi sarhoş etmekmiş. :) sonradan öğrendik.. Herneyse o gece içtik, kustuk sonrada sızdık herkes bi yerde yattı uyudu. Zaten herkes salonda uyudu :D Sabah uyandık. Sabah dediğim öğleden sonra 2-3 gibi anca uyanabildik. Ev arkadaşlarımdan birisi salona feci bir şekilde kusmuşş. 1 hafta boyunca salona giremz olduk. İyice temizledik heryeri. Lan bende kustum ama o kadarda değil. Ama ben yatmadan önce biraz kusmuştum. Zaten kustuktan belli bir süre sonrada içkinin etkisi gitmeye başlıyor yavaş yavaş.

Bu seneki yılbaşı içinde bazı teklifler geldi. Aynen geçen seneki gibi bir içme faslı var. İçimde gitme isteği var ama işlerden vakit bulamıyorum. Vakit bulsam gitcem Ankaraya üniversitedeki kankamın yanına. Ohhh babalar gibi içcez sonra. Ama gidemicem büyük ihtimalle. Zaten bu sene baya gezdim. Ankaraya gittim 2-3 defa, yazın tatilimi yaptım İzmirimde.. Ohh daha ne olsun.

2008 yılıan böyle girmiştim. O geceki içme olayından sonra nerdeyse 1 hafta sarhoş gibi gezdim. Arada bir bazen "Ben sarhoş değilim" dedim yani.. 2009 da herkes mutlu olsun, huzurlu olsun yeter. Fazla bişeye gerek yok bence.